Haber Detayı
06 Mart 2019 - Çarşamba 14:05
 
M.Kasım Gülpınar: Emanete layıkıyla sahip olmaya çalıştık
GÜNDEM Haberi
M.Kasım  Gülpınar: Emanete layıkıyla sahip olmaya çalıştık

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, “Bir veda konuşması oluyor burada. Bu artık benim için son seçim, son fırsat. Burada bir veda konuşması yapıyoruz. Ve devamında inşallah diyorum. İnşallah Arapça bir kelime. Eğer, Allah isterse demek. İnşallahı üstüne vurgulaya vurgulaya ki, işin can alıcı noktası bu kavram. ‘Allah bu emaneti verdiğiniz için inşallah sizi hesaba çekmeyecek’ diyorum. Daha önce siz emanet sahipleri, bize emanetlerinize sahip çıkmamız için bizi liyakat sahibi bilerek Allah’ın sizi sorumlu tuttuğu emanetin sorumluluğunu bize verdiniz. Biz de sorumluluk bilinciyle inşallah liyakat sahibi olmaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

 

Siverek’teki bir seçim bürosunun açılışında yaptığı konuşmanın bir temenni ve veda konuşması olduğunu kaydeden AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, sözlerinin başında geçen ‘inşallah’ kelimenin çıkartılıp sözlerinin bazı kesimler tarafından çarpıtıldığını kaydetti.

 

AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül, AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Bahattin Yıldız’la birlikte bir otelde, basın mensuplarıyla bir araya gelen Gülpınar, son günlerdeki kendisiyle ilgili eleştirilere yanıt verdi. Hiçbir zaman polemiklere girmediğini kaydeden Gülpınar, kendisine verilen emanete layıkıyla sahip çıkmaya çalıştığını dile getirdi.

 

İŞTE GÜLPINAR’IN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI:

“Aslında böyle bir gündemin ortasında farklı bir konuyla çok farklı yerlere çekilen bir konuyla gündeme gelmek gerçekten beni rahatsız ediyor.

 

Bilmeyen bilmediğini de bilmeyen bir kitleyle karşı karşıyız. Sözlerimin hemen başında vurgulamak istiyorum ki, kendi kifayetsizliklerini örterek oy devşirmek peşinde olanlar AK Parti’yi ve sayın cumhurbaşkanımızı hedef alarak bir şey alacaklarını zannediyorlar. Ama peşinen söylüyorum buradan size ekmek çıkmaz.

 

‘DİNİ BİR ŞAHSİYET DEĞİLİM’

Ben kesinlikle dini bir şahsiyet değilim. Öncelikle bunu söylemek istiyorum. Din alimi de hiç değilim. Ama ailemin içinde olan gerçek alimlerden, dinini, kutsal kitabını çok iyi öğrenmiş ve öğrendiklerini hayatının her safhasında uygulamaya gayret eden ‘emr-i bil maruf ve neh enil münker’i kendisine şiar edinmiş sadece dinini ve kitabını değil, diğer din ve kitapları da çok iyi tanıyan, iyi bir Müslüman olmaya gayret eden, son derece sıradan günahkar bir kulum.

 

‘KİMSENİN AVUKATLIĞINA İHTİYACIM YOK’

Benim avukatlığımı kimse yapmak zorunda değil. Benim de Allah’a çok şükür kimsenin avukatlığına ihtiyacım yok. Bu konu ne AK Parti’yle ne bir adayla ne de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili bir tartışma değil. Tamamen benimle ilgili bir meseledir.

 

‘ALLAH BİZİ FİTNECİLERDEN KORUSUN’

Allah bizi her türlü fitne ve fitnecinin şerrinden korusun. Şimdi bakın bir olay yaşadık. Maalesef çok daha farklı bir gündemimiz olmasına rağmen, olay art niyetli şahsiyetler tarafından nerelere taşındı. Toplam 28 senedir Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen bir ailenin ferdi olarak bırakın herhangi bir polemiğe girmeyi, tutanaklarda ne rahmetli babamın ne de benim bir tek sataşmasına dahi rastlayamazsınız. Niyetim asla polemik olmadı ve olmayacak. Tabi bu kesimlerin ben rahatsızlığını biliyorum. Anlıyorum ve buna da aslında çok aşinayım. Ve bu beni hiç şaşırtmadı ama dava arkadaşlarımın herhangi birisinin kafa karışıklığı beni son derece üzer. Benim absürt eleştirilere verecek ne vaktim var ne de buna tahammülüm var. Makul olanların içinde özellikle geçen gece CNN’de Tarafsız Bölge programında CHP Milletvekili sağ olsunlar yine vicdanlı davrandılar olabildiğince. Ahmet Hakan Bey’e de ayrıca ben yine teşekkür ediyorum. CHP Milletvekillerinin orada söylediği şu: Dini argümanlarının siyasette kullanılmasının gereksizliğini vurguladı. Şimdi soruyorum. Neden kullanmayayım ki arkadaşlar? Değerli vatandaşlar, neden kullanmayayım? Sen de kullan. Din benim tekelimde değil ki. Din, AK Parti’nin tekelinde olan bir şey değil. Kur’an AK Parti’nin tekelinde olan bir şey değil. Bunu sizin de kullanmanız son derece normaldir. Kaldık ki, Kur’an ayetleri benim için bir siyasi argüman değil, benim için bir hayat biçimidir. Herkes inandığı dine atıfta bulunabilir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Bırakın Türkiye sınırlarını, Avrupa Parlamentosunda, Avrupa Konseyinde yaptığım konuşmalarda sürekli Kur’an’a atıfta bulunmuşumdur. Bu da gayet doğaldır.

 

 

‘ÇARPITAN DA KIRPAN DA VAZİFESİNİ YAPMIŞTIR’

Geliyorum şimdi konuşmama. Öyle çarptılar, kırptılar falan demeyeceğim. Maksadımı aştım muhabbetlerine de girmeyeceğim. Kimse bunu benden beklemesin. Kimse bir beklenti içerisine girmesin. Bir aşçı yemek yaptığı zaman aşçı neden yemek yaptı diye eleştirebilir miyiz? Çarpıtan da, kırpan da zaten vazifesini yapmıştır. Onlara bir şey demiyorum ben. Nisa Süresinin 58’inci ayetinin ben sadece başını okudum. Ve inşallah diyerek sözlerimi bağladım. Ne buyuruyordu ayet? ‘Allah emaneti ehline vermenizi emrediyor.’ Şimdi buna herkes katılıyor mu? Katılıyor. Muhalif olsun, olmasın.

Şimdi bu sürede Allah birilerine emrediyor. Emaneti ehline veriniz. Muhatap kim? Müslümanlar. Devamında ne emrediyor. Emaneti alanların insanlar arasında adaletle hükmetmesini emrediyor. Ben bu kısmı okumadım mitingde. Muhatap kim? Emaneti alan Müslüman. Yani biz. Hepimiz. Kime adaletle hükmedecek? Bütün herkese. İster Müslüman olsun, ister olmasın. Bir kere oradaki psikolojiyi iyi bilmek lazım. CHP gibi milli manevi duygulara yabancı, toplumun psikolojisinden, sosyolojisinden bihaber olan anlayışlara bunları anlatmak zor. Orada bir topluluk var. Orada bir büro açılışı var. Orası bir miting falan değil. Oralar kimseyi aldatmasın. Şimdi oraya gelenler de beş dönem boyunca babamı, dört dönem boyunca da beni oylarıyla sadece ve sadece bizi Allah rızasından dolayı, bizi Allah rızasından sevdiklerinden dolayı hangi partide olduğumuza bakmaksızın milletvekili seçen yakınlarımız dostlarımız, yani bizim onların Kur’an’a olan inançlarından şüphe duymadığımız kimselerdir. Tamamen bir aile ortamı. Yabancı bir unsur kesinlikle yok. Benim ana dilim Kürtçe. Karşıdaki toplum anadili Kürtçe. İçinde Zazaca, Arapça olanlar var. Ben bu konuşmayı çok rahat bir şekilde Kürtçe de yapabilirdim. Çünkü bir aile ortamı. Ben, Ankara’da, İstanbul’da bir mitingde konuşmuyorum. Kendi yakınlarıma, dostlarıma konuşuyorum. Ben, Kürtçe bir miting yapsaydım, bu tabiri kullansaydım. Çok merak ediyorum. Acaba ne anlam çıkaracaklardı? Anlayabilecekler miydi ya da tevil edebilecekler miydi? Ben çok merak ediyorum.

 

 

‘BİRİLERİ YANLIŞ ANLADI’

Oradaki topluluğa diyorum ki, dört dönem emaneti bize verdiniz. Benim orada mütevazi olmanın gereği ‘biz’ derken birileri yanlış anladı. Herhalde AK Parti anladı. Başka bir toplumu mu anladı. Ne anladı, bilmiyorum. Ben orada mütevazı olmanın gereği ‘bize verdiniz’ diyorum. Herkes izledi biliyor. Yine devamında yine diyorum ki, ‘artık bu emaneti sizden istemiyorum.’ Aldım, kullandım ve bitti. İçiniz rahat olsun. Ben sizden aldığım bu emanete layıkıyla sahip çıktım. Yani bir nevi şirket tasfiyesi. Hesabı kapatıyoruz. Ticaret bitti, arkadaşlar. Bilakis, bütün faaliyetlere son veriyoruz. Ortaklarımıza hesap veriyoruz. Bir veda konuşması oluyor burada. Bu artık benim için son seçim, son fırsat. Burada bir veda konuşması yapıyoruz. Ve devamında inşallah diyorum. İnşallah Arapça bir kelime. Eğer, Allah isterse demek. İnşallahı üstüne vurgulaya vurgulaya ki, işin can alıcı noktası bu kavram. ‘Allah bu emaneti verdiğiniz için inşallah sizi hesaba çekmeyecek’ diyorum. Daha önce siz emanet sahipleri, bize emanetlerinize sahip çıkmamız için bizi liyakat sahibi bilerek Allah’ın sizi sorumlu tuttuğu emanetin sorumluluğunu bize verdiniz. Biz de sorumluluk bilinciyle inşallah liyakat sahibi olmaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.

 

‘İNŞALLAH KAVRAMI DUMAN OLDU’

Atılan bütün mesajlarda atılan bütün muhalif mesajlarda ben o inşallah kavramını bir türlü göremedim. Sanki inşallah diye bir kavram inşa edilmemiş, sanki Türkiye Cumhuriyetindeki vatandaşların bu kavramdan hiç haberi yok. Sanki ben bu kavramı hiç kullanmamışım. Ne hikmetse o inşallah kelimesi duman olup uçmuş. Nereye uçtu bu inşallah arkadaşlar? Niye bu inşallahı görmezlikten geliyorsunuz. Sizin inşallahla bir probleminiz mi var? Ben, o televizyonculara, gazetecilere soruyorum. Neden o inşallahı kaldırdınız? İnşallah dediğiniz zaman bu bir temennidir. Bu bir dilektir. Bu bir duadır. Haşa Allah’ın yerine hüküm vermek olabilir mi?

 

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, “Bir veda konuşması oluyor burada. Bu artık benim için son seçim, son fırsat. Burada bir veda konuşması yapıyoruz. Ve devamında inşallah diyorum. İnşallah Arapça bir kelime. Eğer, Allah isterse demek. İnşallahı üstüne vurgulaya vurgulaya ki, işin can alıcı noktası bu kavram. ‘Allah bu emaneti verdiğiniz için inşallah sizi hesaba çekmeyecek’ diyorum. Daha önce siz emanet sahipleri, bize emanetlerinize sahip çıkmamız için bizi liyakat sahibi bilerek Allah’ın sizi sorumlu tuttuğu emanetin sorumluluğunu bize verdiniz. Biz de sorumluluk bilinciyle inşallah liyakat sahibi olmaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

 

Siverek’teki bir seçim bürosunun açılışında yaptığı konuşmanın bir temenni ve veda konuşması olduğunu kaydeden AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, sözlerinin başında geçen ‘inşallah’ kelimenin çıkartılıp sözlerinin bazı kesimler tarafından çarpıtıldığını kaydetti.

 

AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül, AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Bahattin Yıldız’la birlikte bir otelde, basın mensuplarıyla bir araya gelen Gülpınar, son günlerdeki kendisiyle ilgili eleştirilere yanıt verdi. Hiçbir zaman polemiklere girmediğini kaydeden Gülpınar, kendisine verilen emanete layıkıyla sahip çıkmaya çalıştığını dile getirdi.

 

 

İŞTE GÜLPINAR’IN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI:

“Aslında böyle bir gündemin ortasında farklı bir konuyla çok farklı yerlere çekilen bir konuyla gündeme gelmek gerçekten beni rahatsız ediyor.

Bilmeyen bilmediğini de bilmeyen bir kitleyle karşı karşıyız. Sözlerimin hemen başında vurgulamak istiyorum ki, kendi kifayetsizliklerini örterek oy devşirmek peşinde olanlar AK Parti’yi ve sayın cumhurbaşkanımızı hedef alarak bir şey alacaklarını zannediyorlar. Ama peşinen söylüyorum buradan size ekmek çıkmaz.

 

‘DİNİ BİR ŞAHSİYET DEĞİLİM’

Ben kesinlikle dini bir şahsiyet değilim. Öncelikle bunu söylemek istiyorum. Din alimi de hiç değilim. Ama ailemin içinde olan gerçek alimlerden, dinini, kutsal kitabını çok iyi öğrenmiş ve öğrendiklerini hayatının her safhasında uygulamaya gayret eden ‘emr-i bil maruf ve neh enil münker’i kendisine şiar edinmiş sadece dinini ve kitabını değil, diğer din ve kitapları da çok iyi tanıyan, iyi bir Müslüman olmaya gayret eden, son derece sıradan günahkar bir kulum.

 

 

‘KİMSENİN AVUKATLIĞINA İHTİYACIM YOK’

Benim avukatlığımı kimse yapmak zorunda değil. Benim de Allah’a çok şükür kimsenin avukatlığına ihtiyacım yok. Bu konu ne AK Parti’yle ne bir adayla ne de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili bir tartışma değil. Tamamen benimle ilgili bir meseledir.

 

 

‘ALLAH BİZİ FİTNECİLERDEN KORUSUN’

Allah bizi her türlü fitne ve fitnecinin şerrinden korusun. Şimdi bakın bir olay yaşadık. Maalesef çok daha farklı bir gündemimiz olmasına rağmen, olay art niyetli şahsiyetler tarafından nerelere taşındı. Toplam 28 senedir Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen bir ailenin ferdi olarak bırakın herhangi bir polemiğe girmeyi, tutanaklarda ne rahmetli babamın ne de benim bir tek sataşmasına dahi rastlayamazsınız. Niyetim asla polemik olmadı ve olmayacak. Tabi bu kesimlerin ben rahatsızlığını biliyorum. Anlıyorum ve buna da aslında çok aşinayım. Ve bu beni hiç şaşırtmadı ama dava arkadaşlarımın herhangi birisinin kafa karışıklığı beni son derece üzer. Benim absürt eleştirilere verecek ne vaktim var ne de buna tahammülüm var. Makul olanların içinde özellikle geçen gece CNN’de Tarafsız Bölge programında CHP Milletvekili sağ olsunlar yine vicdanlı davrandılar olabildiğince. Ahmet Hakan Bey’e de ayrıca ben yine teşekkür ediyorum. CHP Milletvekillerinin orada söylediği şu: Dini argümanlarının siyasette kullanılmasının gereksizliğini vurguladı. Şimdi soruyorum. Neden kullanmayayım ki arkadaşlar? Değerli vatandaşlar, neden kullanmayayım? Sen de kullan. Din benim tekelimde değil ki. Din, AK Parti’nin tekelinde olan bir şey değil. Kur’an AK Parti’nin tekelinde olan bir şey değil. Bunu sizin de kullanmanız son derece normaldir. Kaldık ki, Kur’an ayetleri benim için bir siyasi argüman değil, benim için bir hayat biçimidir. Herkes inandığı dine atıfta bulunabilir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Bırakın Türkiye sınırlarını, Avrupa Parlamentosunda, Avrupa Konseyinde yaptığım konuşmalarda sürekli Kur’an’a atıfta bulunmuşumdur. Bu da gayet doğaldır.

 

 

‘ÇARPITAN DA KIRPAN DA VAZİFESİNİ YAPMIŞTIR’

Geliyorum şimdi konuşmama. Öyle çarptılar, kırptılar falan demeyeceğim. Maksadımı aştım muhabbetlerine de girmeyeceğim. Kimse bunu benden beklemesin. Kimse bir beklenti içerisine girmesin. Bir aşçı yemek yaptığı zaman aşçı neden yemek yaptı diye eleştirebilir miyiz? Çarpıtan da, kırpan da zaten vazifesini yapmıştır. Onlara bir şey demiyorum ben. Nisa Süresinin 58’inci ayetinin ben sadece başını okudum. Ve inşallah diyerek sözlerimi bağladım. Ne buyuruyordu ayet? ‘Allah emaneti ehline vermenizi emrediyor.’ Şimdi buna herkes katılıyor mu? Katılıyor. Muhalif olsun, olmasın.

Şimdi bu sürede Allah birilerine emrediyor. Emaneti ehline veriniz. Muhatap kim? Müslümanlar. Devamında ne emrediyor. Emaneti alanların insanlar arasında adaletle hükmetmesini emrediyor. Ben bu kısmı okumadım mitingde. Muhatap kim? Emaneti alan Müslüman. Yani biz. Hepimiz. Kime adaletle hükmedecek? Bütün herkese. İster Müslüman olsun, ister olmasın. Bir kere oradaki psikolojiyi iyi bilmek lazım. CHP gibi milli manevi duygulara yabancı, toplumun psikolojisinden, sosyolojisinden bihaber olan anlayışlara bunları anlatmak zor. Orada bir topluluk var. Orada bir büro açılışı var. Orası bir miting falan değil. Oralar kimseyi aldatmasın. Şimdi oraya gelenler de beş dönem boyunca babamı, dört dönem boyunca da beni oylarıyla sadece ve sadece bizi Allah rızasından dolayı, bizi Allah rızasından sevdiklerinden dolayı hangi partide olduğumuza bakmaksızın milletvekili seçen yakınlarımız dostlarımız, yani bizim onların Kur’an’a olan inançlarından şüphe duymadığımız kimselerdir. Tamamen bir aile ortamı. Yabancı bir unsur kesinlikle yok. Benim ana dilim Kürtçe. Karşıdaki toplum anadili Kürtçe. İçinde Zazaca, Arapça olanlar var. Ben bu konuşmayı çok rahat bir şekilde Kürtçe de yapabilirdim. Çünkü bir aile ortamı. Ben, Ankara’da, İstanbul’da bir mitingde konuşmuyorum. Kendi yakınlarıma, dostlarıma konuşuyorum. Ben, Kürtçe bir miting yapsaydım, bu tabiri kullansaydım. Çok merak ediyorum. Acaba ne anlam çıkaracaklardı? Anlayabilecekler miydi ya da tevil edebilecekler miydi? Ben çok merak ediyorum.

 

 

‘BİRİLERİ YANLIŞ ANLADI’

Oradaki topluluğa diyorum ki, dört dönem emaneti bize verdiniz. Benim orada mütevazi olmanın gereği ‘biz’ derken birileri yanlış anladı. Herhalde AK Parti anladı. Başka bir toplumu mu anladı. Ne anladı, bilmiyorum. Ben orada mütevazı olmanın gereği ‘bize verdiniz’ diyorum. Herkes izledi biliyor. Yine devamında yine diyorum ki, ‘artık bu emaneti sizden istemiyorum.’ Aldım, kullandım ve bitti. İçiniz rahat olsun. Ben sizden aldığım bu emanete layıkıyla sahip çıktım. Yani bir nevi şirket tasfiyesi. Hesabı kapatıyoruz. Ticaret bitti, arkadaşlar. Bilakis, bütün faaliyetlere son veriyoruz. Ortaklarımıza hesap veriyoruz. Bir veda konuşması oluyor burada. Bu artık benim için son seçim, son fırsat. Burada bir veda konuşması yapıyoruz. Ve devamında inşallah diyorum. İnşallah Arapça bir kelime. Eğer, Allah isterse demek. İnşallahı üstüne vurgulaya vurgulaya ki, işin can alıcı noktası bu kavram. ‘Allah bu emaneti verdiğiniz için inşallah sizi hesaba çekmeyecek’ diyorum. Daha önce siz emanet sahipleri, bize emanetlerinize sahip çıkmamız için bizi liyakat sahibi bilerek Allah’ın sizi sorumlu tuttuğu emanetin sorumluluğunu bize verdiniz. Biz de sorumluluk bilinciyle inşallah liyakat sahibi olmaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.

 

 

‘İNŞALLAH KAVRAMI DUMAN OLDU’

Atılan bütün mesajlarda atılan bütün muhalif mesajlarda ben o inşallah kavramını bir türlü göremedim. Sanki inşallah diye bir kavram inşa edilmemiş, sanki Türkiye Cumhuriyetindeki vatandaşların bu kavramdan hiç haberi yok. Sanki ben bu kavramı hiç kullanmamışım. Ne hikmetse o inşallah kelimesi duman olup uçmuş. Nereye uçtu bu inşallah arkadaşlar? Niye bu inşallahı görmezlikten geliyorsunuz. Sizin inşallahla bir probleminiz mi var? Ben, o televizyonculara, gazetecilere soruyorum. Neden o inşallahı kaldırdınız? İnşallah dediğiniz zaman bu bir temennidir. Bu bir dilektir. Bu bir duadır. Haşa Allah’ın yerine hüküm vermek olabilir mi?

Kaynak: Editör:
Etiketler: M.Kasım, , Gülpınar:, Emanete, layıkıyla, sahip, olmaya, çalıştık,
Yorumlar
Haber Yazılımı